1.GİRİŞ
Son çeyrek yüzyılda, hızlı sanayileşme ve nükleer teknolojinin yaygınlaşması, doğa kirlenmesine yeni boyutlar getirmiş ve sağlıklı bir yaşam için çevrenin korunmasının kaçınılmaz bir gereksinim olduğunu ortaya koymuştur. Günümüzde, çevre kirlenmesinden sorumlu toksik maddelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Özellikle endüstriyel atıklar doğadaki ekolojik dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak su, hava ve toprağın sağlığa zararlı maddelerle bulaşması son yıllarda önemli bir toksikolojik sorun olarak insanlığın karşısına çıkmıştır [1].
Çevrenin kirlenmesi olayı, artan nüfusa daha iyi koşullarda yaşam ortamı sağlamak amacıyla üretimin arttırılmasından kaynaklanmaktadır. Üretimin aşırı şekilde artması, doğanın kendini yenileme kapasitesinin üzerine çıktığında çevre kirlenmesi başlamaktadır [2].
Ülkemizin son yıllardaki hızlı ve kontrolsüz endüstrileşmede fabrikaların büyük çoğunluğunun atıklarını hiçbir önlem almadan akarsulara dökmeleri ve çevreye saçmaları, doğada önlenmesi çok zor kirlilik problemleri doğurmaktadır [1].
Çevre kirliliğine yol açan en önemli faktörlerden biri de, çeşitli endüstri dallarında yaygın olarak kullanılan bakır, civa, kurşun gibi ağır metallerdir. Hızlı nüfus artışına paralel olarak gelişen endüstri nedeniyle kirlilik unsuru olan bu ağır metaller canlı organizmaların yaşam ortamları olan toprak, hava ve suda kirlenmeye neden olmaktadır. Çeşitli yollarla organizmaya alınan bu ağır metaller, canlılarda farklı düzeylerde olumsuz etkilere neden olmaktadır [3].
Ağır metaller, periyodik cetvelde atom numarası ve atom ağırlığına göre sıralanır ve bu yüzden elementlerin bulunduğu gruplar birbirinden farklıdır. Elementlerin toksisite derecesi atom numaralarının büyümesi ile artar ve bu durum periyodik sistemin bir çok gruplarında gözlenir. Toksisite derecesinin artmasına bağlı olarak meydana gelen ölümler “Ağır metal zehirlenmeleri” olarak adlandırılır [4].
Özellikle kadmiyum, civa, kurşun ve krom gibi ağır metaller besin zinciri yoluyla girdikleri canlı bünyelerinden doğal fizyolojik mekanizmalarla atılmadıkları için birikirler ve konsantrasyonları belirli bir dozu aştığında toksik etki yaparlar. Bu birikim sonucunda sularda yaşayan balıklar ve diğer canlılar ölebilir. Hatta bu tip su ürünleriyle beslenen insanlarda da yaşamı tehlikeye sokacak sonuçlar meydana gelebilir. Toksik maddeler suda düşük konsantrasyonda bulunmaları halinde bile hastalık ve ölümlere neden olurlar [1].
Ağır metaller genellikle endüstride kullanılır ve meydana gelen atıklar ile doğal su ortamlarına karışırlar. Bu nedenle özellikle de aquatik canlılarda toksisiteye sebep olurlar. Yapılan araştırmalar bu ağır metallerden özellikle kurşunun canlı sistemde .........
Devamı ;
----------------------------------------------------------------------------------------------
File: ÇEVRE KİRLENMESİ 29 sayfa Makale.zip
DownloadLink: [Misafirler Kayıt Olmadan Link Göremezler Lütfen Kayıt İçin Tıklayın ! ]
Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin